21 Mayıs 2009 Perşembe

kahve falı

türk kahvesini çok iyi beceremiyorum.hiç bir şeye benzemiyor maalesef. geçen yine yaptım. eh işte. galiba kendi yaptığım türk kahvesinin tadına alıştım. kahvemi içip fincanı kapattım. (aha 22:22 biri beni düşünüyor) kendim açtım baktım ve her zamanki gibi birşey çıkaramadım.anneme götürdüm: annemin yorumu hep aynı 'amaaaan bir sürü balık, çok para kazanacaksın yakında' bu yorumu bekliyordum daha doğrusu istiyordum. çıkmadığı aşikar. ama yine de bunu duymak hoşuma gidiyor. ama bu sefer uzun uzun aradı aradı ve de aradığını buldu 'yıldıııız burda bir gelinle bir damat var. kısmetin açılmış. bak şu gelin duvağı uçuşuyor yanındaki de damat (baktım baktım kimseye benzetemedim koca kafalının tekiydi.). Para yok mu para deyince 'olma mı var bak kocaman bir balık' dedi. annemin sıralamasının değiştiğini anlıyordum. para kazanamayacağımı anlayınca evliliği ilk sıraya koydu.
çok sıkıldım. ama sıkıntımın nasıl geçeceğini de bilmiyorum (anannemi hatırladım rahmetli sıkıldım deyince ' evlenince geçer ' derdi. aynı annannem 'kızlar kocayı birşey sanmış ilk geceden usanmış ' da derdi.) 1 ay sonraki sınava hazırlanıyorum. asıl sıkıntım da bundan galiba. eğitim dersleriyle olan münasebetimden bahsetmiştim. çalışırken sorulardaki hikayeleri dedikodu yöntemiyle aklımda tutmaya çalışıyorum mesela: 'mühendis olmak isteyen Ayşeye babasının öğretmen ol baskısı ayşede rol karmaşasına sebep oluyor ' ya da 'Murat 'ın ağlama davranışı androjen cinsel rol kimliği dir' gibi. böylece hayali bir dünya yarattım ve bu dünyadaki herkesi bir gelişim evresi problemiyle eşleştiriyorum. işe yarayacak mı pek emin değilim ama en azından bu çalışma zamanlarını biraz daha çekilir hale getirdim. resmen Murat'ı Ayşe 'ye , Ayşe' yi Şermin 'e (20 lik şermin evlenmek için kimseye güvenemiyormuş bu da eriksonun yakınlık-uzaklık ilkesiyle açıklanıyor) çekiştiriyorum.
bugün çorum 'a toprak yağdı. lanet gibi tövbe tövbe.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder